Random Image

"Sağlıklı Huzursuzluğun" Dayanılmaz Hafifliği!

"Sağlıklı Huzursuzluk"* ilk defa General Elektrik (GE) Amerika'da işe başladığımda şirketin parlak CFO'SU Bob Swan tarafından bana verilen bir liderlik tavsiyesi olarak karşıma çıktı. O gün bugündür, beni en derinden etkileyen ve hala uygulaması üzerinde emekle çalıştığım birkaç yaşam tavsiyesinden biridir.

* "As a leader, you need to have a "healthy discomfort" with the status quo."

Peki, hem "sağlıklı", hem de "huzursuz"; bir arada nasıl olunur? İlk bakışta birbirine zıt görünen bu iki kelime, birlikte neler yaratır? İzninizle bundan ne anladığımı (ki özellikle belirteyim; "bu benim başarımın sırrı" gibi iddialı bir şey kesinlikle söylemiyorum) kısaca, örneklerle anlatmak isterim:

Her şeyden önce Amerikan kültürünün temelinde, GE gibi yüzyılı aşkın süre başarıyla var olmuş, bu ve benzeri kültürdeki şirketlerin performans/başarı odaklı ortamının özünde "sürekli daha iyisini yapmak" var. Bir başka deyişle, "mevcut durumda" (status quo) kalmaktan "huzursuz" (discomfort) olmak...

Gelelim kilit kelimeye: Bu tanımdaki "sağlıklı"; iş ve özel yaşantı arasındaki dengeyi kurabilmek anlamına geliyor. Amerikan kültüründe burada ipin ucu kaçıyor gibi; insanlar başarı için gece gündüz, sürekli özel zamanından ödün vererek çalışıyor ve neticede kendi özlerinden uzaklaşıyorlar. Bu duruma da "sağlıksız huzursuzluk" deniyor!

Peki, huzursuzluk nasıl bir duygu? Türkçeye tercümesi biraz olumsuz görünse de ben bunu, biraz insanın içinin, olumlu şekilde, "kıpır kıpır" olması olarak algılıyorum… Farklı bir şey yapma/daha iyisini başarma arzusu gibi... İş dünyasında uzun dönem başarılı şirketlere ve liderlere bakın; 3M, Nestle gibi geleneksel şirketlerden yeni teknolojici Apple'a kadar; hepsi yenilikçiliği, gelişimlerini sürekli kılabilmişler. Liderleri, ekipleri huzursuz çünkü? Ya da etrafınıza bir göz atın; yaşam arzusunu gözlerindeki parlaklıkla çok net yansıtan insanları düşünün; onlarda hep bir gelişim odağı, daha iyisini yapma arzusu görürsünüz. Şaşırtıcı bir örnek olabilir, ama Cem Yılmaz neredeyse 20 yıldır aynı işi nasıl böyle canlı/iyi yapabiliyor? Ortalıkta bir sürü ilk başta onun kadar yetenekli görünüp, sonra ortadan kaybolan nice komedyenler var? Demek ki, Cem Yılmaz'da "sağlıklı huzursuzluk" var :)

Özetle "sağlıklı huzursuz" ve "sağlıksız husursuz" uçları söyle bence:

Sağlıklı Huzursuz
  • Hep daha iyisi ve gelişim odaklıdır,
  • Hedeflere önem verse de, bunun gelişim yolculuğunun önüne geçmesine izin vermez,
  • "Huzursuzluğu", arzulu ve istekli olarak olumlu yaşar.
Sağlıksız Huzursuz
  • Daha iyisini yapmaya odaklı olsa da, hedefleri yolculuğunun önüne geçmiştir,
  • Denge yerine, tek yönlü bir yaşam dengesizliğinin "gerçek huzursuzluğu" vardır,
  • Gelişim olsa da, bu bazı kasları aşırı gelişmiş bir body builder gibi, dengesizdir.

Ben 15 yıllık GE kariyerimde bu iki ucu da yaşadım; "sağlıklı huzursuzluk" dönemlerinde inanılmaz üst seviyede bir enerji, kariyer gelişimi, aidiyet, ve ekip çalışmasının keyfini yaşarken, "sağlıksız huzursuzluk" dönemlerinde eksiklik, dengesizlik, hedeflere ulaşınca bile tatminsizlik hissettim.

Zaman geçtikçe ve hayatta piştikçe, "sağlıklı huzursuzluğu" gerçekten yapabilmek için çok kilit bir hayata bakış farkındalığı olduğunu gördüm: sonuca/hedefe değil, yolculuğa odaklanmak. Sadece hedef odaklı olunca, bir süre sonra tıkanıyorsunuz, tatminsizlikler başlıyor, hayat yolunda için için patinaj çekmeye başlıyorsunuz. Oysa yolculuk perspektifiyle, neyi geliştirebileceğinize ve de neyi değiştiremeyeceğiniz bilincine odaklanarak rahatlıkla ilerliyorsunuz.

Şimdi diyeceksiniz ki, bunun "sağlıklı huzurlu" olanından yok mu? Mutlaka var, belki size biraz aykırı da gelecek ama, bence orada hayat yok; çünkü gelişim yok! Aynı yerde durup bundan mutlu olmak, ya da olduğunu sanmak var sanki...

Yazımı bitirirken sizlere "sağlıklı huzursuzluk" içinde, "huzurlu ve dengeli" bir hayat diliyorum!

Sevgi ve selamlarımla,

Mehmet N. Pekarun